Results 1 to 8 of 8
  1. #1

    Türk tarihinin Büyükleri

    Tiryaki Hasan Paşa






    Tiryaki Hasan Paşa
    Takma adı Tiryaki
    Doğum 1521
    Belirsiz
    Ölüm Budapeşte
    Bağlılığı Osmanlı Devleti
    Hizmet dalı Askeriye, Yöneticilik
    Hizmet yılları ?-1611
    Rütbesi Mareşal, Sadrazam, Komutan, Beylerbeyi
    Komuta ettiği Macarlar, Boşnaklar
    Savaşları/Çatışmaları Celali İsyanları, Kanije Savunması
    Tiryaki Hasan Paşa, (1530? - 1611) Kanije Savunması'nı yaparak "mareşal" rütbesini alan Osmanlı paşası. Doğum tarihi kesin olmamakla beraber, nereli ve kimin oğlu olduğu bilinmemektedir. Kahveye düşkün olduğu için kendisine "Tiryaki" lakabı konmuştur. Enderunda yetişmiştir. Birçok yabancı dil bildiğinden, genelde eyaletlerde görevlendirilmiştir. En uzun süre görev yaptığı yer Zigetvar Valiliği'dir. Burada yaklaşık 20 yıl görev yapmıştır.
    Macarları iyi tanımasından ötürü "Macaristan Genel Valiliği" de yapmıştır. Bu görevindeyken emekliliğe ayrılmıştır. Çiftliğinde yaşarken, yeni fetholunan Eğrive Kanije şehirlerini içine alan sınır eyaletine (Kanije Kalesi'ne) beylerbeyi olarak atandı. Buraya geldiğinde yaşı 80 dolaylarındadır. 1601 yılına kadar burada görev yaptı. 1601 yılında, burayı Arşidük Ferdinand kumandanlığındaki Avusturya ordularının saldırlarına karşı 2 ay savundu (Kanije Savunması). Savunma başarıyla sonuçlanınca, kendisine "mareşal" rütbesi verildi. Sonra da Bosna Genel Valiliği'ne atandı. Buradan da Rumeli Valiliği'ne atandı.
    Burada görev yaparken, Anadolu'da Celali İsyanları baş gösterdi. Bu isyanları bastırması için Tiryaki Hasan Paşa görevlendirildi. Buradan da en son görevi olan Budin Beylerbeyliği'ne atandı. 1611 yılında,Budapeşte'de bu görevi yaparken vefat etti.
    Tiryaki Hasan Paşa, yetenekleri sayesinde yaptığı savaşlarda hiç yenilgi yüzü görmemiştir. Bu yüzden, tarihçiler tarafından Osmanlı Devleti'nin o devirlerdeki en önemli kumandanlarından biri olarak gösterilmektedir.


  2. #2
    Sokollu Mehmed Paşa

    Vikipedi, özgür ansiklopedi
    (Sokullu Mehmet Paşa sayfasından yönlendirildi)


    Sokollu Mehmed Paşa
    Osmanlı Sadrazamı
    Görev süresi
    28 Haziran 1565 - 12 Ekim 1579
    Yerine geldiği Semiz Ali Paşa
    Yerine gelen Şemsi Ahmet Paşa
    Kişi bilgileri
    Doğum 1505
    Sokoloviçi, Vişegrad
    Ölüm 11 Ekim 1579
    İstanbul
    Sokollu Mehmed Paşa (Mahlasıyla Tavil; 1505 - 11 Ekim 1579), I. Süleyman dönemindeOsmanlı donanmasının Kaptan-ı Deryalığı ve yine I. Süleyman, II. Selim ve III. Muratdönemlerinde toplam 14 yıl, 3 ay, 17 gün Osmanlı Devleti'nin sadrazamlığını yapmış Sırp[1]asıllı bir Osmanlı devlet adamıdır. Kanuni Sultan Süleyman'ın son vezir-i azamı olmuştur. Hem Osmanlı İmparatorluğu'nun zirvede bulunduğu dönemi simgelemesi itibariyle hem de icraatları, projeleri ve kişiliği sayesinde en büyük Osmanlı sadrazamlarından biri kabul edilir. İki metreyi aşan boyu ile aynı zamanda en uzun boylu Osmanlı sadrazamı idi.
    Sadrazamlıktan önceki hayatı [değiştir]

    1505 yılında Vişegrad kadılığındaki Rodo kasabasına uzak olmayan (Osmanlı idaresi altında iken Sokol olarak adlandırılan) Sokoloviçi ↔ adı Bayo Sokoloviç'di.[2] Bu nedenleBalkan halkları arasında Mehmed Paşa Sokoloviç olarak anılır. Vaftiz edilirken Bayo adı takılmıştı. Babasının adı Dimitriye'ydi. Dimitriye'nin bir kızı ve Sırp tarihçilerine göre üç, Türk yazarlarına göre ise iki oğlu daha vardı.[2] 1519 yılında devşirme sistemi ile çocuk yaşta Edirne Sarayına getirilmiş, Mehmed adı verilerek Türk ve Müslüman kültürü ile yetiştirilmiştir. Ardından İstanbul'a gönderildi. Topkapı Sarayı'nın Enderun bölümünde çeşitli görevlerde bulundu. 1541'de Kapıcıbaşılığa yükseldi. 1546'da saray hizmetlerinde başarılı olanların dış göreve atanmaları yolundaki gelenek uyarınca Kaptan-ı Derya'lığa getirildi. Görevde iken Trablusgarp Seferi'ne katıldı,İstanbul Tersanesini genişletti ve yeniledi. 1549'da vezirliğe yükselerek Rumeli Beylerbeyliğine atandı.
    Avusturya ile 1547'de imzalanan barış antlaşmasının bozulması üzerine Sokollu Mehmet Paşa 1551'de Erdel üzerinde yapılacak seferin komutanlığına getirildi. 80.000 kişilik orduyla Erdel'e giren Sokollu Mehmet Paşa önemli kaleleri aldı, ama Temeşvar Kuşatmasında başarılı olamayarak geri çekildi. Temeşvar 1552'de, Macaristan serdarlığına atlan Kara Ahmet Paşa ile alınabildi.
    I. Süleyman 1553'te Sokollu Mehmed Paşa'yı Rumeli askerlerinin başında Anadolu'ya gönderdi. Aynı yıl başlayan Nahçıvan Seferinde Sokollu komutasındaki Rumeli askerleri büyük başarı gösterdiler. Sefer dönüşünde Sokollu üçüncü kez vezirliğe yükselerek kubbealtı vezirleri arasına katıldı. Sokollu Mehmed Paşa, Kanuni'nin oğulları arasındaki mücadeleler sırasında da hep Selim'in yanında oldu. Nitekim taht mücadelesini Selim kazandı. Semiz Ali Paşa'nın sadrazamlığa yükselmesiyle ikinci vezir olan Sokollu, onun 1565'de ölmesiyle sadrazamlığa getirildi. Yaşı hayli ilerlemiş olan Kanuni çok güvendiği Sokollu'ya geniş yetkiler vermişti. 1561'de üçüncü vezir iken Kanuni Sultan Süleyman'ın torunu ve Sultan II. Selim'in kızı Esmehan Sultan ile evlendi.
    Sadrazamlık dönemi [değiştir]


    Sokollu Mehmed Paşa Çeşmesi 1578 yılında yapılmıştır, Belgrad'dadır.

    Bu tarihten ölümüne kadar ki 15 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğunun idaresini fiilen elinde tuttu. Kanuni Sultan Süleyman'ın son seferi olan Zigetvar kalesi fethini, padişah öldükten sonra o idare etti. Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümünü askerden II. Selim geliceye kadar saklayarak onu tahta çıkarmayı başardı. II. Selim döneminde sürekli sadrazamlıkta kaldı ve devlet işlerini idare etti. Sokollu 1568'de Avusturya ile 8 yıl süren bir barış antlaşması imzaladıktan sonra doğuya yöneldi. Amacı Osmanlı egemenliğini Asya'da ve doğu denizlerinde de güçlendirmekti. Portekiz'in Hint Okyanusu'ndaki artan etkiniğine karşınKızıldeniz, Umman Denizi ve Basra Körfezi'ndeki Osmanlı gemilerinin sayılarını attırdı.Hindistan ve Endonezya ile iyi ilişkiler kurmaya çalıştı. Sokollu ayrıca Tunus'u Osmanlı himayesi altına sokarak, Kuzey Afrika'yı da denetlemek istiyordu. Ama Piyale Paşa ve Lala Mustafa Paşa gibi karşıtların etkisiyle Divan 1570'de Kıbrıs'ın alınması kararını aldı. SokolluVenediklilere karşı böyle bir savaşın Avrupa'yı kendilerine karşı birleştireceği görüşündeydi. Ama Lala Mustafa Paşa Divan'a uyarak 1571'de Kıbrıs'a çıktı. Haçlı Donanması'nın misillemesinde Osmanlı donanması İnebahtı'da yenildi. Alınan ağır yenilgi karşısında Osmanlılara gelen bir Venedik elçisine "Biz sizden Kıbrıs'ı alarak kolunuzu kestik, siz ise donanmamızı yenmekle yalnızca sakalımızı kestiniz; unutmayın ki, kol bir daha yerine gelmez, ama sakal eskisinden de gür çıkar." dedi. Gerçekten de Sokollu'nun dediği oldu ve Venedikliler barış istemek zorunda kaldılar. Daha sonra Osmanlı Donanması Tunus'uİspanyollardan aldı.


    Ölümü [değiştir]

    Sokollu 1574'te ölen II. Selim'in yerine geçen III. Murat döneminde de sadrazamlığını sürdürdü. Fakat artık eski gücü yoktu çünkü padişah da artık onun karşıtlarıyla işbirliği halindeydi. Sokollu yine de bazı siyasal başarılara imza attı. FasPortekiz akınlarından kurtardı, Avusturya'nın saray içine dönük oyunlarını etkisiz hale getirdi. Fakat baskılar artık iyice artmıştı, amcasının oğlu BudinBeylerbeyi Sokullu Mustafa Paşa sudan bir nedenle idam edildi. Sokullu Mehmed Paşa, 11 Ekim 1579 tarihinde III. Murat'ın eşi Safiye Sultan tarafından tutulan ve derviş kılığına girmiş bir yeniçeri tarafından bir ikindi divanı çıkışında kalbinden hançerlenerek öldürüldü. Paşa'yı öldüren şahıs ise hemen oracıkta askerler tarafından parçalanırken başta padişah olmak üzere bütün devlet ileri gelenleri hemen içeri alındı. Sokollu ise yapılan bütün müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve kısa bir sürede hayatını kaybetti. Daha sonra Eyüp'te defnedildi.
    Sokullu Mehmed Paşa 14 yıl süren sadrazamlığı boyunca usta bir siyasetçi olarak öne çıkmış, birçok askeri ve siyasal başarının elde edilmesinde birinci derecede rol almıştır. 60 yıllık devlet hizmeti sırasında da hiçbir görevinden alınmamış, daima bir üst göreve atanmış olması da ayrı bir özelliğidir. Sokollu bir tanesi İstanbul'da, diğerleri Lüleburgaz, Havsa (Edirne) ve Payas (Hatay)'ta bulunan beş külliyesi, imparatorluğun hemen her yanına yayılmış eserleri olmuştur.
    Don ve volga Nehrivolga ırmakları arasında bir kanal açarak Osmanlı donanmasına Hazar Denizi yolunu açma, Süveyş Kanalı'nı açma, İzmit Körfezi Sapanca Göl Sakarya Nehri üzerinden Karadeniz'e alternatif bir boğaz açma gibi çağının ötesinde projeleri vardı. Don volga Nehri volga kanalı için gerekli işgücü seferber edildi, ancak hava şartları nedeniyle çalışmalar sürdürülemedi. Süveyş Kanalı düşüncesiyle ön adım olarak Sudan zaptedildi. Ancak bu proje de sonuca ulaşamadı. Devlet teşkilatı içinde de önemli düzenlemeler yapmıştır.




  3. #3
    Köprülü Fazıl Ahmed Paşa

    Vikipedi, özgür ansiklopedi


    Köprülü Fazıl Ahmed Paşa
    Osmanlı Sadrazamı
    Görev süresi
    30 Ekim 1661 - 3 Kasım 1676
    Yerine geldiği Köprülü Mehmed Paşa
    Yerine gelen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
    Kişi bilgileri
    Doğum 1635
    Vezirköprü
    Ölüm 3 Kasım 1676
    Edirne
    Köprülü Fazıl Ahmet Paşa (d. 1635, Vezirköprü - ö. 3 Kasım 1676, Edirne) Osmanlı Devleti'nde Avcı Mehmet döneminde, 30 Ekim 1661 ile 3 Kasım 1676 tarihleri arasında on beş yıl dört gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır. Köprülü Mehmet Paşa'nın oğludur. Girit, Uyvar, Podolya, Kamaniçe fatihidir.
    Hayatı [değiştir]

    Köprülü Fazıl Ahmet Paşa 1635 yılında ailesinin adını almış Amasya Vezirköprü'de[1]doğdu. Annesi Voyvoda Yusuf Ağa'nın kızı Ayşe Hanım'dır.
    Babası Köprülü Mehmet Paşa'nın okuma yazmasının olmadığı bilinmektedir fakat oğlunun iyi bir eğitim almasını ve bir alim olmasını çok istediğinden 7 yaşında babası ile İstanbul'a gelen Fazıl Ahmet Paşa çok iyi bir eğitim almıştır. Devrin en seçkin ulemalarından, kitaplarıyla ünlü Osman Efendi'den, Ahmed Bey ve Tarihçi Şeyhülislam Çelebizade Aziz Efendi'den dersler almış, Çelebizade Aziz Efendi'den mülazım almıştır. Üstün zekasını genç yaşında göstermiştir. 16 yaşında bir rekora imza atarak müderris (profesör) olarak akademik kariyerine başlamış, İstanbul medresesinde "paşazade" ünvanıyla müderrislik yapmıştır. Muhtemelen babasının nüfusundan faydalandığı yönündeki eleştiriler ve bazı ilim adamları arasındaki itilaf ve dedikodulardan dolayı rahatsızlık duymuş ve kendi isteği ile akademik kariyerini yarım bırakmış, medreseden ayrılarak mülkiyeye geçmiştir.
    24 yaşındayken 1658'de Erzurum'a 1660'da da Şam'a vali tayin edilmiş, bu iki şehirde halka karşı tutumu ve özellikle halkın yükünü hafifleten vergi indirimleriyle takdir kazanmıştır. Şam'da Dürziler'in otoriteye karşı tutumları ve isyanlarından dolayı, ordusuyla bir takım seferler düzenlemiştir. Sayda, Beyrut, Safed bölgesindeki eşkiyaları temizleyerek bölgeyi bir beylerbeyliği statüsüne getirip merkeze bağlamıştır. Kazandığı başarılarla padişah IV. Mehmed ve Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa'nın takdirlerini kazanmıştır. 1660'da babasının rahatsızlığından dolayı merkeze çağrılmış, Edirne'ye giderek 25 yaşında Sadaret Kaymakamlığı (Başbakan Vekili) görevine getirilmiştir. Bu göreve getirilen en genç diplomat olarak tarihe geçmiştir.
    Köprülü Mehmet Paşa'nın son yılları yaşlılığa bağlı rahatsızlıklarla dolu geçecektir. Hastalığı artınca padişah IV. Mehmed ona sadrazamlığından duyduğu memnuniyeti dile getirmiş, ölümünden sonra kendisi gibi ikinci bir sadrazam bulamayacağından dolayı endişeli olduğunu söylemiştir. Mehmet Paşa ise yaptığı icraatlerin ve sağladığı huzur ortamının zor şartlarda sağlandığını, kalıcı olabilmesi için kendisi gibi çalışkan ve güvenilir birisinin göreve getirilmesini bu işi de ancak oğlu Fazıl Ahmet Paşa'nın yapabileceğini söylemiştir. Padişah yaşlı sadrazamın bu önerisini kabul ederek ölümüyle birlikte Fazıl Ahmet Paşa'yı sadrazam yapmıştır. Babasının baskıcı ve infazlarla dolu sadrazamlığı ölümüyle son bulunca büyük bir üzüntü ve memnuniyet aynı anda yaşanmıştı. Fazıl Ahmet Paşa, muhtemel bir rehavetin doğmaması için otoriter bir sadrazam profili çizmiştir.
    Babası Köprülü Mehmet Paşa'nın vasiyeti üzerine, Sultan tarafından sadrazamlığa getirilen 15 yıl bu görevde kalan Fazıl Ahmet Paşa Osmanlı tarihinin en önemli sadrazamlarından ve devlet adamlarından biridir. [2] 26 yaşında sadrazam olmasıyla da yine Türk tarihinin bu göreve getirilen en genç sadrazamı (Başbakan) olmuştur.
    Sadrazam olduktan sonra ilk iş olarak Avusturya üzerine sefere çıktı. Avusturya'nın Osmanlıların elindeki Erdel'e akınlar düzenlemesi ve Macaristan'ın Osmanlılar'a bağlı bu bölgesinde çıkarılan iç karışıklıklar nedeniyle Zitvatorok Anlaşması ihlal edilmiş oluyordu. Kısa sürede hazırlanan ve Kırım kuvvetlerinin de desteklediği 120 bin kişilik bir kuvvet, 200 kadar top ve "Serdar-ı Ekrem" ünvanıyla yola çıkan Fazıl Ahmet Paşa, Belgrad'a vardığında Avusturya'nın barış isteği ile karşılaştı.Elçiye, Avusturya'nın işgal ettiği kaleleri boşaltması, sınırdaki bazı kalelerin yıkılması, Müslüman esirlerin tamamının serbest bırakılması ve Kanuni dönemindeki gibi Avusturya'nın Osmanlı üstünlüğünü kabul ederek yılda 30 bin altın vergi ödemesi şartını getirdi. Şartları ağır bulan elçi geri dönecek, ordu Budin'e vardığında ikinci bir görüşme gerçekleşecektir. Burada da Fazıl Ahmet Paşa isteklerini yenilediği gibi yapılmakta olan seferin masrafları karşılığında bir defaya mahsus Avusturya'nın 200 bin kuruş ödeme yapması şartını ekleyecektir. Elçiler, Avusturya imparatorunun bu şartları kabul edemeyeceğini bildirmesi üzerine ordu Ağustos ortalarında Avusturya - Macaristan sınırında bulunan, İtalyan mühendislerce türk ilerleyişine karşı özel olarak geliştirip tahkim ettikleri, Kanuni Sultan Süleyman'ın kuşatıp alamadığı Uyvar kalesini kuşattı. Kırım Kuvvetleri'nin Viyana önlerine kadar düzenledikleri akınlar ve kalenin aldığı yardımlara rağmen direnemeyecek duruma gelmesi üzerine kale komutanı Forgacs kaleyi bazı şartlarla boşaltmayı kabul etmiştir. Uyvar kuşatması esnasında yağan yağmurlar sonucu nölgenin bataklığa dönüşmüş olması Osmanlı ordularını zorlamıştı, buna rağmen Fazıl Ahmet Paşa'nın askerlerine karşı tutumu ve ihsanları, şehri ele geçirdikten sonra Hristiyan halka tanıdığı can, mal ve yaşama güvencesi, centilmenliği ile ona Avrupa'da büyük bir ün kazandırdı. Avrupa'da adından çokça söz ettiren Fazıl Ahmet Paşa, Fransızca "Fort Comme Un Turc" yani "Türk gibi güçlü" deyiminin doğmasına neden oldu. Bugün hala Fransızcada kullanılan bu deyim, güçlü ve dayanıklı anlamlarıyla eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Uyvar'ın fethinden sonra Viyana'ya yürüyen Fazıl Ahmet Paşa, Avrupa'da büyük bir paniğe sebep oldu. Avusturya bunun üzerine Avrupa'dan yardım istemiş Papalık, İspanya, Saksonya ve Brandenburg askeri ve nakdi yardımlarda bulunmuştur. Fransa kralı 14. Louis'in bile 5000 kişilik bir kuvvetle Avusturya'ya yardım göndermesi Fazıl Ahmet Paşa'yı rahatsız etmiş ve Osmanlı - Fransız dostluğuna zarar verdiği gerekçesiyle Fransız elçisine huzurunda ciddi bir tepki göstermiştir. Avusturya'nın ünlü İtalyan kumandanıRaimondo Montecuccoli'nin komutasında toplanan ordu 1664'te hazır hale gelir. Osmanlı orduları kışı hazırlık yaparak geçirdikten sonra ilkbaharla beraber "Alman Seferi"ne çıkar. İrili ufaklı bir çok kale fethedilerek Tuna'nın bir kolu olan Raab nehri kıyısına ulaşılır. Temmuz sonlarında St. Gotthard'da karşı karşıya gelen birlikler birbirlerine üstünlük sağlayamazlar, Raab nehri üzerindeki köprülerin yıkılmasıyla Osmanlı ordusu geri çekilmiş ve taraflar masaya oturmak zorunda kalmıştır. Vasvar Anlaşması adıyla bilinen 10 Ağustos 1664 tarihli anlaşmada Osmanlılar, Avusturya'ya üstünlüğünü kabul ettirmiştir. Fazıl Ahmet Paşa, Erdel'deki Osmanlı hakimiyetini pekiştirdikten sonra kendi payına düşen ganimeti burda bir vakıf kurarak buraya hayır amaçlı bağışlar. Viyana üzerine yürümek isteyen Fazıl Ahmet Paşa, dağılmayan Avusturya ordusuna ikinci kez saldırmış ve taraflar karşılıklı olarak bir takım kayıplar vermiştir. Ulaşımdaki eksikliklerden ve kışın yaklaşmasından dolayı vazgeçen ama Vasvar Anlaşmasının geçerliliğini koruyan Fazıl Ahmet Paşa İstanbul'a dönmüştür.
    Köprülü Fazıl Ahmet Paşa daha sonra 21 yıldır alınamayan Girit'in fethine yöneldi. 15 Mayıs 1666'da Edirne'den ayrılan Sadrazamın padişah'a Girit'i almadan dönmeyeceğine ve Girit'in fethini haber veren mektubuna kadar da kendisine bir mektup yazmayacağına dair yemin ettiği söylenir.Fazıl Ahmet Paşa 3 yıl sadaretten ayrı Girit'te bulunmuş, makam ve mansıp düşkünü olmadığını göstermiştir. Sadaretten ayrı geçen bu 3 yıl Osmanlı tarihinde bir sadrazamın aralıksız en uzun süre seferde geçirdiği zamandır. Ege adalarından ve Yunanistan kıyılarından toplanan birliklerle ve Mısır'daki Osmanlı donanmasıyla desteklenen kuşatma 25 Mayıs 1666'da Fazıl Ahmet Paşa komutasında tekrar başlar. Girit'teki 70 bin kişilik Osmanlı kuşatmasına karşılık adadaki Venediklilere Papalık, Floransa ve Malta'dan destek gelir. kale komutanlığını Venedik başkomutanı Morosoni üstlenir. Yapılan görüşmelerde Kandiye kalesinin Osmanlılara teslimi gerçekleşmedikçe barış yapmayacağını bildiren Fazıl Ahmet Paşa, lağım ve tünel faaliyetlerine ağırlık verdi. Lağım savaşları şehrin iki katı büyüklüğünde yer altında sayısız tünelde cereyan etmiş, Fazıl Ahmet Paşa da gazilerine destek vermek için yer altında açtırdığı 2 küçük hücrede aylarca kalmıştır. 1668'de zor duruma düşen kale komutanı Morosini Venedik'e haber vermeden Fazıl Ahmet Paşa'ya barış teklifinde bulunmuş, paşa da bu görüşme talebini "Kendisi gibi kale alıp vermeye yetkili biri tarafından görüşebileceğini" bildirerek ret etmiştir. Kandiye önlerinde yeni toplar döktürerek kuşatmaya devam eden Fazıl Ahmet Paşa'ya Venedik'ten yılda 20 bin altın vergi verme şartıyla kuşatmayı kaldırması teklif edilmiş ama Fazıl Ahmet Paşa sadece Kandiye'nin teslimi şartıyla barış yapacaklarını yenilemiştir. Kuşatmasının uzaması üzerine Padişah 4. Mehmet, sadrazamına bir mektup göndererek "Kuşatmanın uzaması halinde gelecek seneye kendilerini askeri ve ekonomik olarak desteklemek de zorlanacağını" bildirmiş bu mektup üzerine Fazıl Ahmet Paşa çok büyük bir üzüntü yaşamış ve padişaha "Fetih gerçekleşmeden kendisinin Girit'ten geri dönmeyeceğini" bildirmiştir. Fazıl Ahmet Paşa ayrıca İstanbul'dan kendisine destek vermek için gelen annesi Ayşe Hanım'dan, mektuplar göndererek İstanbul'daki Şeyhülislam Yahya Efendi ve Vani Mehmet Efendi'den başarısı için dua istemiştir. 1668'de padişahla görüşen Venedik elçileri yıllık 24 bin altın vergi ve Adriyatik kıyılarındaki bazı kaleleri vermeyi vaat etmiş isteği sadrazamına ileten Padişah'a Fazıl Ahmet Paşa'dan yine ret cevabı gelmiştir. Kışı siperlerde geçirerek kararlılığını gösteren Fazıl Ahmet Paşa, 5 Eylül 1669'da Kandiye başta olmak üzere Girit'i teslim almayı başarmıştır. İmzalanan 18 maddelik anlaşmaya göre Venedikliler haraç ödemeye şartı getirilmiş, kale içerisindeki gayrimüslimlere adayı mallarıyla birlikte terk etme ve yaşama hakkı verilmiştir. Bu fetihle birlikte Girit fatihi ünvanını alan Fazıl Ahmet Paşa, Türk tarihinin Akdeniz'deki en büyük fetihlerinden birini gerçekleştirerek İstanbul'a dönmüştür.
    Fazıl Ahmet Paşa, kendisi Girit'teyken başlayan Lehistan (Polonya) sorununu çözmek için ayağının tozuyla yeni bir sefere çıkma kararı aldı. Ukrayna kazaklarını himayesine alan Osmanlı devleti Lehistan'ın bölgedeki müdahalelerinden rahatsızlık duyuyordu. Fazıl Ahmet Paşa, seferin önemli bir kısmında yanında bulunmak ve kendisine destek vermek isteyen Padişah 4. Mehmet'le birlikte Lehistan seferine çıktı. (4 Haziran 1672) Fazıl Ahmet Paşa, Lehistan'ın Podolya eyaletinin merkezi olan Kamaniçe başta olmak üzere İzvança ve Bucaş'la beraber bir çok kaleyi fetheder. Lehistan'la Bucaş Anlaşması'nı yapar, 220 bin duka altın vergi şartı ki Lehistan'a göre ağır bir vergidir, getirilerek Lehistan'ın Osmanlı üstünlüğünü kesin bir şekilde kabul etmesi sağlanır. Fazıl Ahmet Paşa, Hotin şehrinin Lehler tarafından ele geçirilmesi üzerine 1674'te Lehistan seferini tekrarlar. Ukrayna'nın başkenti Çehrin üzerine yürür. Ruslara karşı bir çok kaleyi zapt ve tahrip ederek, küçük ölçekli bir çok kaleyi de ele geçirerek Rusların Ukrayna'dan çıkarılması üzerine seferini tamamlayarak geri döner. Bu seferler Osmanlı tarihinin en uzun menzilli kara seferlerinden biridir. Başta Bucaş anlaşması olmak üzere kazanılan başarılar Osmanlıların kuzeyde ulaştıkları en uç noktalar olmuştur.
    Lehistan seferinden dönen Fazıl Ahmet Paşa'nın sağlığı bozulmuştur. Divana başkanlık edemeyecek duruma gelir. Sefer hazırlığı yaptığı sırada İstanbul'dan Edirne'ye hareket ederken Çorlu - Karıştıran arasında Karabiber Çiftliği'nde 1 Kasımı 2 Kasım'a bağlayan gece 1676'da en verimli çağında ve çok genç bir yaşta 41 yaşındayken vefat etmiştir. Cenaze namazı burada kılındıktan sonra İstanbul'a getirlmiş ve İstanbul Divanyolu'nda bulunan Çemberlitaş'ta babasının türbesine defnedilmiştir. Ölümü Osmanlı tarihi için büyük bir kayıp olmuştur. Kaynaklardan anlaşıldığına göre ölüm nedeni olarak aşırı çalışmaya bağlı yorgunluk ve yıpranma gösterilmiştir.
    Aralıksız 15 yıl sadrazamlık yaparak Türk tarihini bu görevde en uzun süre bulunmuş başbakanlarından ve en önemlilerinden biridir. Görev yaptığı 15 yılın 9 yılını bir fiil seferde geçirmiştir. Yerli ve yabancı tarihçilerce iyi huylu, merhametli, sabırlı, azimli ve ileri görüşlü olarak tasvir edilmiştir. Yumuşak huylu, anlayışlı ve fazilet sahibi olduğu için kendisine "Fazıl" lakabı takılmıştır. İcazetli bir hattat, nesir alanında iyi bir kalem, fıkıh ve felsefe alanında da akademisyendi. Babasının Rumeli ve Anadolu'da yarım kalmış vakıflarını kendisi tamamlamış ve bir çok hayır kurumunu ve adını taşıyan vakıfları Osmanlı sosyal hayatına kazandırmıştır. Kurduğu ve kendi adını taşıyanİstanbul, Çemberlitaş'taki kütüphanesi Osmanlı tarihi açısından çok önemli bir kaynak kütüphane olmuştur. Askeri ve mali alanlarda büyük reformlar yapmıştır. Saray erkanına ve devlet görevlilerine özel günlerde verilen hediyeleri yasaklamıştır. Osmanlı maliyesi babasının döneminden başlayarak yapılan büyük seferlere rağmen kendisinin döneminde fazla vermeye devam etmiştir. Ölümü üzerine kendisinden duyulan memnuniyetin ve güvenin bir göstergesi olarak üvey kardeşi Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadrazamlığa getirilmiştir.
    Yenilik hareketleri [değiştir]

    • Askeri ve mali alanda yenilikler yaptı.
    • İstanbul Çemberlitaş'ta bir kütüphane kurdurdu.
    • Önemli günlerde saraya ve devlet adamlarına hediye verilmesini yasakladı.
    • Saray içi masrafları kısıp ekonomiye katkıda bulundu.
    • İlk defa laiklik çalışmaları yaptı.[kaynak belirtilmeli]
    • Ulemanın kaldırılmasını hedefledi.[kaynak belirtilmeli]



  4. #4
    Zağanos Paşa

    Vikipedi, özgür ansiklopedi


    Zağanos Paşa
    Osmanlı Sadrazamı
    Görev süresi
    1453 - 1456
    Yerine geldiği Çandarlı (2.) Halil Paşa
    Yerine gelen Veli Mahmud Paşa
    Zağanos Mehmed Paşa (d. ? - ö. ?) Fatih Sultan Mehmet saltanatında 1453-1456 yılları arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır. İstanbul'un fethi'nden sonra sadrazamlığa getirilen ilk kişidir.
    Denizcilikte gözetleme için zağanos (keskin görüşlü, yırtıcı bir kuş) kullandığı için zağanos lakabıyla anılmıştır. II. Mehmed devrinde önemli rol oynamış, Gelibolu sancak beyliği, kaptan-ı deryalık görevlerinde bulunmuş, 1467-1469 yılları arasında ise Trabzon sancak beyliği yapmış bir Osmanlı paşasıdır. Babası Abdullah Bey, Türkmen bir Osmanlı denizcisidir ve annesi yine bir Kayı Boyu'na mensup Osmanlı denizcisi olan Oruç Gazi Paşa'nın kızıdır.
    Sultan II. Murat tarafından sürgün edilmiştir, fakat II. Mehmet tahta çıkınca geri çağrılarak II. vezir tayin edilmiştir.
    İstanbul'un fethi'nden sonra azledilerek idam edilen Çandarlı Halil Paşa'nın yerine veziriazamlığa getirilmiştir.
    Zağanos Paşa, Fatih'in çocukluğunda askerlik öğretmenliğini yapmış, sultanın kızkardeşi ile evlenerek hem eniştesi hem de kayınbabası olmuş, bunların yanı sıra Trabzon'un fethi esnasında Prenses Anna ile de evlenmiştir.
    İstanbul'un fethi öncesinde Rumeli Hisarı'nı yaptırmış, İstanbul Kuşatması'nın en ateşli savunucularından olmuş, dehası ile Osmanlı donanmasının kara yolu ile Kasımpaşa’ya indirilmesini sağlamıştır. Trabzon'u fethetmiş, Pontus Rum Devleti'ne son vermiştir.
    İlerki zamanlarda Balıkesir'e yerleşmiş, vakıflar kurmuş, cami, medrese, hamam yaptırmış, şehrin çehresini değiştirmiştir. İstanbul'un fethinde, gemilerin karadan yürütülmesini sağlayan Türkmen tahta işçilerinin de Balıkesir'e yerleşmesine ön ayak olmuş ve Tahtacılar adı verilen Türkmen Kültürü'nün oluşmasında pay sahibi olmuştur. Vakfının faaliyetleri Cumhuriyet Dönemi'ne kadar sürmüş, bu dönemde vakfın mütevellisi olan (torunlarından) Aslıer Ailesi tarafından, sahiplik ve imtiyaz hakları Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne devredilmiştir.
    Zağanos sözcüğünün etimolojisi [değiştir]

    Yaygın olarak bilinen kanı; "os" sözcüğünün Rumca"da "bey" anlamına geldiği, Rumeli Beylerbeyi iken yöre halkı tarafından "şahan-zahan (şahin)" kelimeleri ile birleştirilip "Zağanos" olarak okunduğudur (atalarından Evrenos Bey gibi). Halil Ethem'e göre Zağanos sözcüğü bir çeşit şahin anlamında olup, Farsça zağan sözcüğünden Osmanlıca’ya geçmiştir. Mahmut Goloğlu ise Trabzon Rumcası’nda "martı" anlamına gelen zinos sözcüğüne bağlayıp, kaynak göstermeden sözcüğün eski Türkçe olduğunu iddia etmiştir. Modern Türkçe sözlükte zağanos “bir cins doğan” olarak geçmekle birlikte, hangi dilden ödünç alındığı belirtilmemektedir. Farsça şahin sözcüğünün Rum ağzında bozulduktan sonra Türkçeye geçmiş formu olmalıdır.
    Zağanos sözcüğünün Trabzon’da yengeç anlamında kullanılan zağana sözcüğü ile alakalı olabileceği akla gelebilir ki bu sözcük aynı zamanda yörede aksak yürüyen kişilere takılan bir lakaptır ama Paşa’nın adı Trabzon’un fethinden öncesine dayanıyorsa bu önerme geçersizdir ayrıca Hun İmparatorunun büyük oğlunun da adıdır.









    Turgut Reis

    Vikipedi, özgür ansiklopedi


    Başlığın diğer anlamları için Turgut Reis (anlam ayrımı) sayfasına bakınız.
    Turgut Reis
    1485 – 23 Haziran 1565
    Doğum yeri Bodrum yakınları, Osmanlı İmparatorluğu
    Ölüm yeri Malta, Akdeniz
    Hizmet yılları 1500 - 1565
    Harekât üssü Akdeniz
    Savaşları/Çatışmaları Preveze Deniz Muharebesi
    Cerbe Deniz Muharebesi
    Malta Kuşatması
    Turgut Reis (1485-1565), Osmanlı İmparatorluğu donanmasında amirallik yapmış,Trablusgarp fatihi olarak anılan Türk denizcisi ve korsanıdır.[kaynak belirtilmeli] Beylerbeyiolarak görev yapmış, ayrıca Trablus Beyi olmuştur.
    Hayatı [değiştir]

    İlk yılları [değiştir]

    Anadolu’da Bodrum yakınlarında bugün Turgutreis olarak bilinen Karatoprak köyünde dünyaya geldi. 12 yaşında bölgedeki Osmanlı askerleri tarafından mızrak ve ok kullanmaktaki kabiliyetinden dolayı dikkat çekince orduya alınır. Ordu bünyesinde başarılı bir denizci ve topçu haline gelir. Bağlı bulunduğu birlik 1517 yılında Memlûk Sultanlığıseferine katılır. Kahire’de bulunduğu sırada Sinan Paşa komutasındaki donanmaya katılır. Deniz topçuluğundaki başarılarıyla dikkat çekmeyi başarır. Zamanla denizcilikte de gelişme gösterince bir guletin komutasını alır. Çok sayıda başarılı seferden sonra artık bir hafif kadırganın sahibi ve kaptanı olur. Bu dönemde Doğu Akdeniz bölgesinde özellikle Venedik Cumhuriyetinin topraklarına ve ticari hatlarına saldırılar düzenler. 1520 yılında Barbaros Hayreddin Paşa donanmasına katılır. Turgut Reis Barbaros Hayreddin Paşa ile dostluğunu ilerletirken rütbesi de yükselecektir. 1526 yılında Sicilya’daki Capo Passero kalesini ele geçirir. 1526-1533 yılları arasında Sicilya Krallığı ile Napoli Krallığı korsanlık yapar. Bu dönemde Barbaros Hayreddin Paşa ile birlikte Adriyatik kıyılarını yağmalayacak, Girit’teki Kandiye’yi ele geçirecektir.
    Preveze Deniz Muharebesi [değiştir]

    Ana madde: Preveze Deniz MuharebesiPreveze Deniz Muharebesi sırasında Osmanlı donanmasının merkezinde 30 kadırgaya komuta eden Turgut Reis, Giambattista Dovizikomutasındaki Papalık Devleti kalyonunu ele geçirerek Dovizi ve mürettebatını esir edecektir. Bu dönemde Venedik gemileri ve topraklarına saldırılarını artırır.
    Cerbe valisi [değiştir]

    Ana madde: Cerbe Adası1539 yılında Sinan Paşa, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Kızıldeniz’deki donanmanın komutasına atanınca onun yerine Cerbe valisi olarak atanır. Bu dönemde Sicilya, İspanya ve İtalya kıyılarında çeşitli kentlere saldıracak, Gozo, Palasca ve Capraia’yı yağmalayacaktır.
    Esaret [değiştir]

    Korsika’nın batı sahillerinde gemilerinin bakımını yapmak için mola verdiği sırada Cenevizli komutanlar Giannettino Doria, Giorgio Doria ve Gentile Virginio Orsini tarafından esir edilir. Dört yıl boyunca Ceneviz gemilerinde forsa olarak çalışmak zorunda kalır. Barbaros Hayreddin Paşa tarafından Cenevo’ya yapılan fidye teklifleri reddedilir. 1544 yılında Toulon’da kışlayan Barbaros dönüş yolunda Cenova açıklarına güçlü bir donanmayla gelerek Turgut Reis’in serbest bırakılması için pazarlık yürütür. Bizzat Andrea Doria ile görüşen Barbaros 3500 düka altın karşılığında Turgut Reis’in serbest kalmasını sağlar. Özgürlüğüne kavuşan Turgut Reis, Korsika ve Sicilya bölgesindeki Cenova hakimiyetine karşı saldırılara başlar. Malta’daki Malta Şövalyeleri de bu saldırılardan payını alır.
    Osmanlı donanması komutanı [değiştir]

    Barbaros’un 1546 yılındaki ölümünden sonra Turgut Reis, Akdeniz’deki Osmanlı donanmasının başına geçer. 1547 yılı Temmuz ayında 23 parça kadırga ile Malta’ya saldırır. Buradan sonra Sicilya ve Korsika üzerine seferler düzenler. 1548 yılında Cezayir Beylerbeyi ilan edilir. 1548 yılında çıktığı İtalya seferi sırasında Napoli’ye saldırır. Bu dönemde Malta’nın kontrolünde olan Trablus’un savunmasının güçlendirilmesi için toplanmış olan 70.000 düka altına el koyar. 1550 yılında Tunus kıyılarını ele geçirir. Sardinya ve İspanya kıyılarına saldırır. 1551 yılında İstanbul’a giderek padişahın huzuruna çıkan Turgut Reis emrine verilen 112 parça kadırga ve 12 bin yeniçeri ileAdriyatik Denizindeki Venedik topraklarına saldırır. Aynı yıl Malta’ya çıkarak Birgu ve Senglea kalelerini muhasara altına alsa da bir süre sonra iyi korunun kaleleri alamayacağını anlayarak geri çekilir. 1551 yılı Ağustos ayında Libya’daki Trablus’a saldıracak ve 1530 yılından beri Malta Şövalyelerinin denetimindeki şehri ele geçirecektir. Başarılarının ardından Kanuni tarafından bölgeye Sancak Beyi atanır. 1552 yılında Kanuni, II. Henry ile yapmış olduğu ittifak kapsamnıda İtalya’ya gönderilen Osmanlı donanmasının başına Turgut Reis’i getirir. Sinan Paşa komutasındaki diğer donanmayla buluşur. Papalık Devleti ile Napoli Krallığı denetimindeki topraklara saldıran Osmanlı donanmaları kıyıdaki kentleri yağmalar. Bunun üzerine harekete geçen Cenova donanmasının başındaki Andrea Doria 5 Ağustos 1522 tarihindeki Ponza Deniz Muharebesi'nde yenilir.
    Beylerbeyi [değiştir]


    Turgut Reis'in Bodrum'daki heykeli

    Bu zaferin ardından Turgut Reis, Akdeniz Beylerbeyi görevine getirilir. Bu dönemde İtalya, Korsika ve Sicilya kıyıları yağmalanacak, Osmanlıların müttefiki olan Fransa için bazı topraklar ele geçirilecektir. 1554 yılında İstanbul’a gelir, sonrasında Sakız Adasında kış mevsimini geçirir. Buradan Adriyatik kıyılarına geçerek Ragusa Cumhuriyeti topraklarına saldırır. 1556 yılında Trablus Paşası ilan edilir. Burada şehrin savunmalarını güçlendirecektir. 1558 yılında Piyale Paşa komutasındaki donanmayla birleşerek Cerbe Adasını ele geçirir. Daha sonra Minorka’yasaldırırlar. 1559 yılında Cezayir’e yapılan bir İspanyol saldırısını püskürtürken, Trablus’ta çıkan yerli ayaklanmasını bastırır. Bu dönemde Trablus’u ele geçirmeye çalışan İspanyol İmparatorluğu kralı II. Felipe’nin girişimleri Cerbe Deniz Muharebesindeki yenilgiyle son bulur. 1563 yılında Granada açıklarında karay çıkar, sonra Malaga’ya devam eder.
    Ölümü [değiştir]

    Kanuni, 1565 yılında Malta Kuşatması için Turgut Reis’e Piyale Paşa birliklerine katılma çağrısı yapınca yaklaşık 1600 askeriyle sefere katılır. Mayıs ayında adaya çıkar. St. Elmo Kalesi kuşatması sırasında diğer kalelerden açılan top ateşi sonucu ağır yaralanır, bir hafta sonra da 23 Haziran 1565 günü hayatını kaybeder. Kuşatma başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra naaşı Kılıç Ali Paşa tarafındanTrablus’a götürülür ve orada toprağa verilir.
    Geleneği [değiştir]

    Cumhuriyet döneminde, Doğduğu Saros köyünün bağlı olduğu beldeye Turgutreis adı verilmiştir. Bugün, beldenin kıyısında adını taşıyan bir gezi parkı ve bu parkın içinde Turgut Reisi bir kadırganın burnunda, kılıcıyla ufku gösterir vaziyette tasvir eden bir anıt vardır.



    Hadım Sinan Paşa

    Vikipedi, özgür ansiklopedi


    Hadim Sinan Paşa
    Osmanlı Sadrazamı
    Görev süresi
    18 Haziran 1515 - 23 Eylül 1515
    Yerine geldiği Dukakinoğlu Ahmed Paşa
    Yerine gelen Hersekli Ahmed Paşa
    Görev süresi
    26 Nisan 1516 - 22 Ocak 1517
    Yerine geldiği Hersekli Ahmed Paşa
    Yerine gelen Yunus Paşa
    Kişi bilgileri
    Ölüm 22 Ocak 1517
    Rıdaniye, Mısır
    Hadım Sinan Paşa (ö. 22 Ocak 1517, Rıdaniye, Mısır), Yavuz Sultan Selim saltanatında 18 Haziran 1515 - 23 Eylül 1515]] ile 26 Nisan 1516 - 22 Ocak 1517 tarihleri arasında iki kez sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.
    Hayatı [değiştir]

    Aslen Bosna'lıdır [1] ve doğu Bosna'da Boronkoviç adlı bir soylu aile mensubudur.[2]
    Devşirme olarak İstanbul'a getirilip Enderun'da yetiştirildi. Hadım olduğu için Akağalar Ocağı'na alındı. 1514'de Bosna Sancakbeyliği görevi ile saraydan çıkma yaptı. [1]23 Nisan 1514'de Anadolu beylerbeyliği görevi verilerekYavuz Sultan Selim'in İran Seferi hazırlıklarına katkı yaptı. Anadolu beylerbeyi olarak eyalet askerleri komutanı olarak İran Seferi'ne katıldı. 23 Ağustos 1514 Çaldıran Savaşı'nda Anadolu Beylerbeyi olarak ordunun sağ kanadına komuta etti. Bu muharebede bu sağ kanata yüklenen Şah İsmâil'in komutanlarından Ustaclu Mehmed Han'ın saldırısını geri püskürttü ve karşı taaruza geçip Şah İsmail ordusunu arkadan çevirip galibiyetin sağlanmasında çok büyük katkısı oldu. Çaldıran Savaşı'nda şehit olan Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşa yerine Eylül'de Rumeli beylerbeyi görevine getirildi. [1]
    Yavuz Sultan Selim İran seferinden sonra İstanbul'a geri dönmeyip ordu ile Amasya'da kışlamaya karar vermişti. Fakat kapıkulu askeri bundan hoşnutsuzdu. Askerler arasında ertesi yılda İstanbul'a dönülmeyip İran seferin devam edeceği söylentileri yayılınca yeniçeriler isyankar oldular. Bu isyan ortaya çıkıca otorite gösteremediklerinden dolayı Sadrazam Hersekli Ahmet Paşa ile ikinci vezir Dukakinoğlu Ahmet Paşa görevlerinden alındılar. Ama 18 Aralık 1514'de Dukakinoğlu Ahmet Paşa sadrazam yapıldı. Ama Amasya'da kışlayan yeniçeriler arasında tekrar bir isyan çıktı. Yeniçeriler vezirlerden Piri Mehmed Paşa'nın ve padişah lalası Halim Çelebi'nin kaldığı evleri yağmaladılar. Divana çıkıp bağırıp çağırdılar. Yavuz Sultan Selim bu isyanın neden çıktığını gizlice araştırttı ve isyancılarain sadrazam tarafından kışkırtıldığı öğrenildi ve bunun üzerine Dukakinoğlu Ahmed Paşa, Mart 1515'da I. Selim'in eliyle önce hançerlendi, sonra da yığıldığı yerde akhadımağaları tarafından kafası kesildi.[3] Padişah bir müddet yeni bir sadrazam tayin etmedi.
    Bu idamın diğer bir sebebi İran Seferi sırasında Memlukluları tutup Osmanlılar aleyhinde olan Dülkadiroğulları beyi Alaüddevle Bozkurt Bey ile sadrazam Dukakinoğlu Ahmet Paşa ile gizlice mektuplaşmakta olduğunun öğrenilmesi idi. Padişah Dülkadiroğulları beyi Alaüddevle Bozkurt Bey'i elemine etmeye karar verdi. 1515 ilkbaharında Dulkadiroğulları üzerine bir sefer düzenlendi ve Rumeli Beylerbeyi olan Hadim Sinan Paşa bu sefere padişah tarafından serasker tayin edildi. 12 Haziran 1515'de Hadım Sinan Paşa komutası altında bulunan Osmanlı gücü ile Dülkadiroğulları beyi Alaüddevle Bey ordusu yapılan "Turnadağı (Göksun) Muharebesi"'nde Osmanlı ordusu üstün bir galibiyet kazandı. Hadım Sinan Paşa yenik Dulkadiroğulları beyi Alaüddevle Bey'in başını Amasya'ya Yavuz Sultan Selim'e gönderdi. Bu savaş sonunda Maraş ve Elbistan Osmanlı topraklarına katıldı.[1]
    Bu galibiyeti dolayısıyla padişah Hadım Sinan Paşa'yı 18 Haziran 1515'de sadrazam olarak görevlendirdi. Bundan sonra İstanbul'a gelen Yavus Sultan.Selim burada diğer bir savaşa "Suriye-Mısır Seferi"'ne hazırlanmaya başladı ve organizasyon için tecrübeli bir sadrazam gerektiği açıktı. Bu nedenle Yavuz Sultan Selim 3 Eylül 1515'de Hadim Sinan Paşa'yı sadrazamlıktan uzaklaştırdı ve yerine tecrübeliHersekli Ahmet Paşa'yı 5. kez sadrazam tayin etti. Azledilmesinin kendisinin bir hatası sebebiyle olmadığını ve ona olan teveccühünün devâm ettiğini göstermek için de Yavuz Sultan Selim ona bir miktar nakit para, kaftan ve kılıç gibi hediyeler gönderdi.[1]
    1516 ilkbaharında İranlı Safevilerinin Doğu Anadolu ve Diyarbakır taraflarında bazı saldırgan hareketlerde bulunduğu Bıyıklı Mehmet Paşa'nın gönderdiği haberlerden öğrenildi. Buna pek öfkelenen padişah 26 Nisan 1516'da şahsen sadrazam Hersekli Ahmet Paşa'nın yakasına yapışıp onu yumrukladı; sadrazamlıktan azledip Yedikule zindanında tutuklattıp Hadim Sinan Paşa'yı ikinci kez sadrazam tayin etti. [4]
    Padişah sadrazama ordunun ve donanmanın hızla yeni bir sefere hazırlanması için kati emirler verdi. Mısır Seferi hazırlıkları önce gizli tutulmaya çalışıldı. Ama tersanede yeni gözler kurulup yeni gemiler yapılması, seferin Akdeniz üzerine olacağını açıkça göstermekteydi. Devlet Mısır Memluklüleri üzerine sefer yapılabilirliği hakkında şeyhülislam ve ulemadan gizli fetva aldı. Memluk SultanıKansu Gavri bu seferi önlemek için Yavuz Sultan Selim'e çok samimi ve yumuşak mektuplar gönderdi ama padişah kararındna dönmedi. 28 Nisan 1516'da Hadım Sinan Paşa Üsküdar'dan harekete geçti. Hedefi Kayseri'de toplanmakta olan ordunun başına geçmekti. Kayseri'ye vardıktan sonra toplanan ordu seraskeri olarak Diyarbayır tarafına yürüdü. Yavuz Sultan Selim ise 5 Haziran 1516'da Üsküdar'a geçip hedefi Şam olarak sefer hareketine başladı ve Elbistan ovasında Padişah Hadim Sinan Paşa'nın komutasındaki ana orduya yetişti. [4]
    Osmanlı ve Memluklu orduları Suriye'de Halep'in 44 km kuzeyinde bulunan Dabık kasabası kenarında bulunan "Merc-i Dabık (Dabık Merası)" mevkiinde 24 Ağustos 1516 karşılaştılar. Mercidabık Muharebesi Osmanlı ordusunun elinde bulunan ve çok iyi kullanılan ateşli silahlar, özellikle sahra topları, üstünlüğü dolayışyla ikindi vakti Memluklu ordusunun yenilgisi ile sonuçlandı. Memluklu sultanı Kansu Gavri bu muharebede hayatını kaybetti. Sadrazam Hadım Sinan Paşa bu muharebede büyük yararlılık gösterdi. Böylece Anadolu'daMalatya, Divriği ve Suriye'de Halep, Hama ve Humus Osmanlılar eline geçti. Eylül sonlarına doğru Şam ve Gazze fethedildi. Gazze'den Mısır üzerine ilerlemeye başlayan Osmanlı ordusu daha Sina Çölü'ne girmeden Han Yunus mevkinde çoğunluğu Memluklu süvari askerlerinden oluşan Canberdi Gazali komutasında bir Memluklu ordusu ile çarpışmaya girişti. 28 Ekim 1516'de, Hadım Sinan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu ile Canberdi Gazali komutasındaki Memluklu güçleri arasında yapılan Han Yunus Muharebesi'nde Osmanlı güçleri Memlukluların süvari hcucmunu durdurmaya başardı. Bu muharebede Memluklu komutanı Canberdi Gazali yaralandı ve Memluklu gücü yenik düşüp Gazze'yi bırakıp Mısır'a geri çekildi. Osmanlı ordusu Sina Çölü'nü geçmeye başlamadan, Kudüs'ü ziyaret için ana ordudan ayrılmış olan Yavuz Sultan Selim de Kudüs'ü teslim alıp ziyaret ettikten sonra Osmanlı ordusuna katıldı.[4]
    Memluklülerin yeni sultanı olan Tomanbay Sina Çölü'nün güneyinde Ridaniye'de Venedikliler'den top ve silah alarak kuvvetli bir savunma hattı kurmuştu. Osmanlı ordusu 3 Ocak 1517 ile 16 Ocak 1517'de Sina Çölü'nü 13 gün içinde geçerek, Ridaniye'de Memlûk Ordusu ile karşılaştı. Osmanlı güçlerinin bir kısmı sadrazam Hadım Sinan Paşa komutanlığı altında Tomanbay'ın planladığı gibi Memluklu savunma hattının önünde savaşa girişti. Fakat Osmanlı ordusunun büyük bir kısmı Yavuz Sultan Selim komutanlığı altında El-Mukaddam Dağı'nın etrafını dolaşarak güneyden saldırmaya başladı ve böylece Tomanbey'in yönleri sabit olan toplarını etkisiz hale getirdi. 22 Ocak'da iki ordu arasında Ridaniye Muharebesi başladı. Memluklu ateşli silahlarının etkisizliğine karşılık Osmanlı ordusu ateşli silahlarla donatılmış birliklerini ve sahra toplarını çok etkili olarak kullanarak savaş alanında üstünlük sağladı. Tomanbay bu muharebeyi kaybetmiş olduğunu anlayınca en cesur askerlerinden bir baskın birliği kurup Osmanlı merkez güçlerinin karagahına bir baskın düzenledi. Bu birlikle Osmanlı ordusunun merkezdeki savaş hatlarını yararak Sultan Selim'in otağı sandığı Sadrazam'ın çadırına girdi ve göğüs göğüse yapılan bu çarpışmalar sonucu sadrazam Hadim Sinan Paşa şehid düştü.[1]
    Muharebenin kazanılmasından sonra Yavuz Sultan Selim, cesur, gözüpek, cihângîr ve aynı zamanda başarılı olan bu değerli sadrazamının şehit oluşundan çok müteessir oldu. [2]Hadım Sinan Paşa Ridaniye zaferinin ertesi günü "Şeyh Timurtaş Zaviyesi"'ne gömüldü. Onun için bu mevkide Sultan Selim emri ile bir türbe yapıldı. [1]






  5. #5
    Unregistered
    Guest
    Wiki amcanın linkini verseydin daha iyi olurdu

  6. #6
    Türk tarihi sadece Osmanlıdan mı ibaret? yapmayın gözünüzü seveyim ya. Osmanlı Türk Tarihinin sadece 600 yıllık bir bölümünü kapsıyor. Ayrıca o dönemler içerisinde Safevi Türk devleti de vardı. Safevi Devleti 400 yıl hükümranlığını sürdürmüş bir devlettir. Türk Irkı 15 Bin yıllık bir medeniyettir. Osmanlı Devleti padişahı Yavuz ve Safevi Devleti Hükümdarı Şah İsmail in savaşında. Yavuz'un ordusu çoğunluğu devşirmelerden oluşan bir orduyla savaşmışken Şah İsmail'in ordusu %100 Türk tü. Safevi ve Eski Türk tarihinden Büyük başbuğlarıda paylaşmanızı isterim.

  7. #7
    Türkler zaten Nuh peygamberin zamaninda basliyor.

  8. #8

Thread Information

Users Browsing this Thread

There are currently 1 users browsing this thread. (0 members and 1 guests)

     

Bookmarks

Posting Permissions

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •